Bu Blogda Ara

Translate

19 Mayıs 2017 Cuma

Sağlıkçının Girişimci Olması

Bir GEP üyesi olarak 2. yazıyı da paylaşmak istiyorum.

Geçen sefer değindiğim konudan ileri farklı bir noktaya değinmek istiyorum bu sefer. Bir sağlıkçı olarak nasıl bu yolda ilerlenebileceğini anlatmak istiyorum. 
Temel eğitim bize her zaman bir fikrin aslında en önemli komponentinin bulan kişi değil ihtiyaç duyan kitle olduğunu göstermektedir. Sağlık sektörü de bu ihtiyaçları görmede bence diğer sektörlerden biraz daha önde giden bir kulvardır. Bunun en  önemli sebebi ise ihtiyacı direk sahibinden dinlemek. Bir doktorun, hemşirenin, bakıcının eğitimi karşısındaki kişiyi yüksek kalitede yaşatmak üstüne kuruludur. Bunun getirisi, insanın yaşam kalitesini bozan durumlar şikayet unsuru olmaktadır. 
Bir kaç örnekle açıklamak gerekirse; araştırmalarda en çok paranın yatırıldığı ortopedik kusurlar, insan yaşamını çok kısaltan kanser ve tedavi yöntemleri, cerrahi aletler denebilir.
Bu örneği cerrahi aletler üzerinden derinleştirmek gerekir bence. Temelde iki farklı yönteme bölsek ameliyat çeşitlerini, en amniyane ismi ile açık ve kapalı desek, aralarındaki farkları çok iyi bilmek gerekir. Bir insanın bedeninin içine ne kadar az temas ederseniz o kadar sorunsuz düzelir. Onun için miladi yöntemler yerini teknolojiye, robotlar, uzun ve küçük bıçaklara bırakmaya başladı. Daha çabuk ayağa kalkma, daha az ağrı çekme gibi faydaları, daha az komplikasyon ve daha zor ve az ulaşılır uygulanması gibi özellikleri var kapalı ameliyatların. 

Değişen teknolojide, insanın yaşam kalitesine yapılabilecek güzel bir katkı alanı da buradaki önemli kulvarları görmek, ihtiyaçları sahibinden dinlemek, acılarına derman olabilmektir. Her sektörde, her kulvarda ve her problemde en güzel çözüm problemi çekenin istediği çözümdür.



Biraz daha ilerisi ve bizle tanışmak için;

13 Mayıs 2017 Cumartesi

İzmir ve Bisiklet

Birçok kentten daha güzel bir şeye sahiptir İzmir. Kocaman bir bisiklet sevgisine. Özgürlük pedallarda, sağlık için çevrilen pedallarla...


Mesela sahilde bisiklet sürmek istersiniz, son noktasına gelince bayrağa selam verirsiniz. Arada hissettiğiniz o güzel rüzgar ayrı bir güzelliğidir.




Ya da bir yere gelirsiniz gün batımı çıkar karşınıza. Etkilenmemek ne çare, üstüne bir de oturup izlersiniz. En sesli yerine bile ufak bir fark atan mesafede, hiç bir yerde olmayacak manzarlar bulursunuz.

Ökkeş Zortuk (@hikayeci_)'in paylaştığı bir gönderi ()

Ve dostluklarınız vardır, onlar ile pedallarsınız. Güzel ve eğlenceli rotalara.

3 Mayıs 2017 Çarşamba

Bayram Kutlaması

Mayıs ayının önemli günlerinden birisi de bugündür...

Türkçülük Günü

Benim içinde değerli olan, bugünlerde bir kez daha anlamamız gereken bir gündür; Türkçülük Günü. Burada anlatmak istediğim gaye açık ve net, söylemekten korktuğumuz, çekinip bir nevi ırkçılık yaparız diye uzak durduğumuz ama aksine bir tür sindirme konumuna girmiş bir konudur Türkçülük

Türk Devletleri

Atalarımızdan gelen, dedelerimizden gelen bu toprak üstünde, bu topraktan öte dünya üstünde, orta doğuda, Hazar Denizi'nin çevresinde, Karadeniz'de, Anadolu'da hatta Kıbrıs'ta, Balkanlar'da yaşayan onlarca insanın ortak kültürel geçmişini oluşturan bir öğedir. 


Bütün bunlardan öte Türk olmak demek, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir vatandaşı olmak, kendini bu ülkenin bir ferdi kabul etmek, bu ülkeye katkıda bulunmak, ortak bir mirasın paydası olmak demek. Diğer tüm milletler gibi var olmak, atamızdan kalan mirasın peşinde koşan, ileriye giden olmak demek. Savaşmak demek, cehaletle savaşmak, zalimle savaşmak, mazluma el uzatmak demek. 

Günümüzde geldiğimiz nok"Ben Türk'üm!" demek!
tada, artık bu kelime ardına utanan insanlara inat,

Ülkesine, ailesine, kendisine iyilik yapan, her nerede yaşarsa yaşasın kendini bu vatanın bir derdi olarak gören, bu vatan için ölmekten çok yaşamayı seçen herkesin Türkçülük Günü kutlu olsun.

1 Mayıs 2017 Pazartesi

Yaşamak için Çalışmak

1889, 1 Mayıs dönemi, Malburne'de ortaya çıkan, 12 saat 6 günlük çalışma durumunu değiştirip, 8 saate indirmek üzere yapılan protestolar ile alev alan, ön yargının yıkıldığı, çalışmanın sadece iş yapmak olmadığı, bir kuşağın "çalışmak için yaşamak" anlayışının sarsıldığı dönemlerden kalma bir gündür.

Bir "Y" kuşağı bireyi olarak, içinde bulunduğum tüketim toplumunun o günlerden gelen bakış açılarına karşı çıkıyorum. Benden önceki nesillerin "çalışmak için yaşamak" anlayışına karşı çıkıyorum. Benden sonrakilerin "tüketici yaşam" izlemelerine karşı çıkıyorum. 

Bir tür protesto olsun bu da...

Üreten herkesin, birlikte çalışan herkesin, unvanlarından sıyrıldıktan sonra aynı masada oturan her bireyin, işleyişiyle önce insanlığı, kendini, ülkesini kalkındırmayı hedefleyenlerin " Emek ve Dayanışma Günü"nü kutlarım."

Hem kolektif, hem de individüalist bir hayatın içinde, önce kendimiz için sonra kendi gücümüz ile ailemiz, dostlarımız, ülkemiz ve dünya için yaşadığımız bir gelecek için....