Bu Blogda Ara

Translate

Kitaplık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitaplık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2026 Salı

Review: Hükümdar

Hükümdar Hükümdar by Niccolò Machiavelli
My rating: 5 of 5 stars

Metaforlar bazen anlatımın en güçlü tarafı olarak karşımıza çıkmaktadır. Machiavelli, anatominin farklı bir yönünü yani ülkelerdeki ve yönetimdeki yapılanmanın anatomisini ortaya çıkartıp teşhis koymadan önce anatomisini anlamak gerektiğini vurgulamaktadır. Bu kitabın temelinde 2 ana parçaya bölünen yönetim şekli ele alınıyor, tek bir kişinin ya da halkın temsilcilerinin yönetim algoritmaları.
Prenslik mevzusunda ise birisinin ilk defa ele geçirdiği, değişimin soğuk rüzgarlarında büyük savaşlar getirecek olan bir yönetim veya kan bağı ile gelen daha güçlü ve oturmuş bir yapı ile kendini gösteren haldedir.
Toplumun belki en büyük problemi olan "eylemsizlik" durumu yani yeniliğe karşı gelmeyi görmekteyiz bu kitapta. Dönemsel geçişlerde ortaya çıkan farklı yapılar mevcuttur. Devlet bir aygıt ise yapılanmanın içi ve dışı birbirinden farklı olarak görülmektedir. Bu süreçte bir hafıza ve kara kutu gibi yapılanma ile kendini göstermektedir.
En güzel sorulardan birisi "yozlaşma" nedir? Kibrin farklı bir yapısı olarak karşımıza çıkıyor olabilir mi? Tek yöne esen bir rüzgarın ortaya çıkardığı derin erozyon mudur?
Kitapta tarihten güzel bir örnek var, Floransa'da halkın yönetimini sürdüren yapılanmanın temelinde yer alan tarikat ve onun başında görülen ve peygamber gibi algılanan tarikat lideri ile Papa arasındaki meydana gelen zıtlık. Bu sürecin devamını tahmin etmek zor değil, ihtiyaçlar piramidinin kendisi beslenme ve barınmayı temele koyunca, Papa tarafından da gelen ambargo tehdidi de ortada olunca seçim çok zor gerçekleşmedi. Tüccarların temelini oluşturduğu yerde, düşünceler yerini ticari anlaşmalara bırakır sonuçta... Girolamo Savonarola buna güzel bir örnek oluşturmakta ve Machiavelli için temel kuralı meydana getirmektedir:
"Silahsız peygamberlerin hepsi mahvolur, silahlı olanlar ise ayakta kalır."
Reformcunun en büyük düşmanı, eylemsizliğin temeli olan eski düzenden beslenen o güçlü ve oturmuş kişilerdir. Şüpheci insanları değiştirmek için ortaya çıkan temel sonuç ise bir grup kaybeden ve kazanandır. Kaybedenlere en büyük miras ise öfkedir. Bu öfke ise, her zaman büyük bir tehdidin doğmasına neden olabilir. Reform denkleminde en büyük çatışma ve fiziğin temel kuralı böyle ortaya çıkmaktadır.
Machiavelli'nin en önemli analizlerinden biriside savaş döneminde ortada olan paralı askerlerdir. Kuşatmanın ortaya çıkarttığı zaafiyeti görünce, para ile inanç arasındaki farkı görmektedir. Buradan da güzel bir kural ortaya koymuştur, "Başkasının güçlenmesine neden olan, kendi yıkımına neden olur.".
Bir başka denklem ise, iktidarın kazanılması için hem şiddeti hem bağışlayıcılığı ortaya koymak temeldir. Bu süreçte kötü kararları başkasına verdiren "prens" sonraki süreçte cezası ile vahşeti gösterirken, bağışlayıcı ve affedici yönünü de göstermektedir. Tarihte sürekli saldırganlık ile kendini gösterirken iktidarı eline alsa da sevgiden uzak ve bağlılık görmeden meydana gelmektedir.


View all my reviews

14 Şubat 2026 Cumartesi

Review: Kavim

Kavim Kavim by Ahmet Ümit
My rating: 5 of 5 stars

Farklı bir dokusu ile serinin içinde şu ana kadar en çok beğendiğim kitap oldu. İstanbul'un kuruluşundan itibaren tüm tarihi dokusuna atıf ile ilerleyen ve günümüz koşulları ile ilişkisini en derin şekilde gösteren bu kitap içinde Komiser Nevzat'ın olayı çözümleme şekli sadece bir polisiye süreç değil aynı zamanda psikolojik bir yıkım ya da savaşı göstermektedir.

Sürecin en başından itibaren hiç beklenmedik sonuçlara ulaştıran Ahmet Ümit bu kitapta da tadı damakta kalan bir anlatım göstermiş. Kitabın ardından hala gözümde geçen olaylar mevcut ve bu olaylar bir dizi sahnesi şeklinde ilerlemekte...

Hiç bir cinayetin kabul edilemeyeceğini savunan ben, bu kitap içinde K. Nevzat gibi ikilemde kaldım, çözümün en derin yerinde psikolojik bir ikilemde kalmak, hele ki bu acıları tatmış birisinin de aynı süreçteki kararları ile bir başkasının kararları arasındaki farkın karşılaştırılması ayrı bir tat katmaktadır. Okuyucusuna ayırdığı her saniye ile, okuduğu her kelime ile tadı damakta kalacaktır.

View all my reviews

Bu kitaptan kendime notlar:
  • Bizantion: İstanbul'un kent olarak kurulduğundaki ismi, MÖ 667 olarak görülüyor. Kral Bizas tarafından kuruldu.
  • Justinianus: 527 ile 565 yılları arasında yaşamış bir Bizans İmparatorudur, Doğu Roma üzerinden İstanbul'un önemini arttıran kişidir.

18 Aralık 2025 Perşembe

Review: Frankenstein

Frankenstein Frankenstein by Mary Wollstonecraft Shelley
My rating: 5 of 5 stars

Herkes için "Modern Prometeus" temalı, 1819 yılında yazılmış bir kitap...

Ancak böyle bir kitap için bilinmesi gereken mühim şeyler var. Darwin ile başlayan önemli bir akışın, sanayi devrimi ile desteklenmesi önemli bir yapım. Bununla birlikte Lord Byron ve John William ile Genova'da yaşamının büyük etkisi olduğu ortada.

Kitap üzerine düşüncelerimi ortaya koyacak isek; dış görüntü ile düşünceler arasındaki çatışmanın ortaya çıktığı bir çatışma görmekteyiz. İnsan hayatı içinde en büyük sav
aşı olan ölümsüzlük üzerine kurulu bir öykü olarak görünmektedir. Kitabın ise içinde en büyük durumun kendisi ve Tanrısal bir karşılığı olan "Canavar" ismi ile gördüğümüz isimsiz kahramanın çatışması üzerinden incelenmektedir.
Bu Canavar / iblis, hayatın içindeki gözlemleri ile kendini geliştirdikçe yalnızlık içinde olduğunu görmekte ve üzerine yaratılışın Adem figürü ile kendisini karşılaştırdığında kendi eksikliğini ve yalnızlığını görmektedir. Bunla birlikte başlayan ve sürekli kendi şekli ile red edileceğini anlayan İblis, tüm bunu aşmaya çalışırken Frenkenstein ile kavgası başlıyor. Bu kavga sonrasında başlayan intikam hissi en sonunda karanlığa saplanmış bir İblis ve bir Frenkenstein ile düşünceler içinde biten bir kitap...

Not: 2025 yılında yayınlanmış olan filmin uyarlama şekli kitaptan farklı bir senaryo meydana getirse de o da aynı çatışmayı farklı bir yolla karşımıza çıkartmaktadır.


View all my reviews


22 Ağustos 2025 Cuma

Review: Erken Gelen Turnalar - Sultan Murat

Erken Gelen Turnalar - Sultan Murat
My rating: 5 of 5 stars

Savaş döneminin farklı tarzları ile hayatın içinde güzel bir öykü kitabı olarak çıkmakta olan bu kitap, Cengiz Aytmatov'un betimleyici güzellikleri ile karşımıza çıkmaktadır.

Savaşın ortaya çıkardığı önemli bir durum ise bozulan aileler olarak karşımıza çıkıyor. Evdeki iş bölümü bu süreçte bozulmalar ile karşımıza çıkmaktadır. Evlerden giden yetişkin erkekler ve sonrasında bozulan üretim, komünist yaklaşım sonrasında gelişen diğer olaylar...

Sultan Murat ve ortaya çıkardığı değerler ile karşımıza çıkan bu öyküde hayatın en gerçek özelliklerini ve gerçekçi bir tasvir ile okuyabilmek, yazarın bize sunduğu büyük bir ziyafete dönüşmüş. Bu kitabın içerisinde ise bir ovada hayatta kalma savaşını hem savaşan bir milletten, onların geride kalan ailelerinden, sorumluluğu çocuk yaşta omuzlarına alan bireyler ve onlara yol gösteren gazilerden ve tüm bu denklemin içinde kötülükleri baki olan diğer hayinlerden okumak, o ana tanıklık edecek ruhu kazandırıyor.

View all my reviews

2 Temmuz 2025 Çarşamba

Review: Suikast Bürosu

Suikast Bürosu Suikast Bürosu by Jack London
My rating: 5 of 5 stars

Etik anlayışı içinde pür mantığın yerinin işlendiği önemli bir öykü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte sonucu zarar vermeye varan bir şeyin mantıklı ya da ahlaki bir açıklaması olamayacağını göstermektedir.
Roman, bireyin varoluşsal arayışını, özgürlük ve kontrol temalarını işlerken, aynı zamanda London'ın dönemine özgü anarşist ve toplumsal devrimci düşüncelerini de yansıtır. Kitabın temposu hızlıdır ve karakterler arasındaki dinamikler sürükleyicidir. Özellikle Winter Hall'un kendi "ölüm emrini" vererek başladığı bu tehlikeli oyun, onu hayata ve içinde bulunduğu dünyaya dair farklı bir perspektif kazanmaya zorlar. London'ın keskin gözlem yeteneği ve toplumsal normlara meydan okuyan yaklaşımı, bu eserde de kendini gösterir. "Suikast Bürosu", okuyucuyu hem bir maceraya sürükler hem de modern toplumun çelişkileri üzerine düşündürür.
Döngünün sonunda büro kendini imha etti, fikrin sahibi ise doğru bildiği tüm bilginin aslında kendi kendini yiyen bir yılandan ibaret olduğunu gördü.



View all my reviews

7 Mayıs 2025 Çarşamba

Review: Dünyalar Savaşı

Dünyalar Savaşı Dünyalar Savaşı by H.G. Wells
My rating: 5 of 5 stars

İnsanlık tarihine farklı bir boyuttan bakan nadide bir eser daha...

Yaşadığı yüzyıl içerisindeki ileri görüşlülüğünden daha ileri bir yeteneği varsa o da yorumlama yeteneği olarak düşünülebilir. Wells tarafından kitapta tarif edilen "Marslı" figürü başlı başına biz insanların aciz hayallerinin ne kadar yanlış bir tezahür ile karşımıza çıkacağını göstermektedir.

Dünya üzerinde yaşayan insan, doğaya hakimiyetini sağladığı andan beridir artan kibri altında boğulup, uçsuz bucaksız evren içinde yalnız hükmeden olduğu fikri ile gündelik hayatında iken gökyüzünden yer yüzüne düşen bir meteor-küre içerisinden dünya üzerinde o büyük istilaya gelen "Marslı" 'lar ile aslında insan-karınca savaşı içerisinde kaldığımızı çok net görüyoruz.
Varlığın gücünü daha güçlüyü görmeden anlamamak en büyük acizliğimiz olarak görülmek...

Wells tarafından imgelenen "Marslı" figürü, evrimin en temel prensibi olan gereksiz ve kendini geride bırakacak organlardan uzaklaşmış bir canlıyı tariflemektedir. Yaşayan bir organizmanın artan kognitif yeteneği ve gücü ile gereksinim duyduğu tek organı beyin olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu beyne ait en önemli işlev ise duysal-motor işlevin devamı olarak karşımıza çıkmaktadır. Kitapta tasvir edilen bu canlıların ise yuvarlak, sindirim sistemi olmayan, gelişmiş bir göz ve el yapısı ile var olması bunun en temel özelliği olarak düşünülebilir. Yaşama fonksiyonu içinde yapılan en temel şeyin bir gıdaya ulaşmak ve onu sindirmek olduğu noktada sindirim olmadan bir enerji elde edebilecek şekilde evrimleşen canlının hemostazı içindeki en önemli niteli duysal evrene verilen yanıtların düzenlenmesi yani algılama, düşünme ve uygulamadan ibaret olacaktır. Bu kitaptaki en derin imge olarak karşımıza çıkmaktadır.

View all my reviews

7 Mart 2025 Cuma

Review: Medeni Bilgiler

Medeni Bilgiler Medeni Bilgiler by Mustafa Kemal Atatürk
My rating: 5 of 5 stars

Medeniyet, bu coğrafyada zamanla gelişen ve geliştikçe güzelleşen bir değerdi...

Orta Asya'dan başlayarak Anadolu ve çevresindeki o önemli toprak bölgesi olan Türkiye sathında yaşayan bir ulusun zamana göre şekillenen değerleri mevcuttur. Son devletimiz olan Türkiye Cumhuriyet'i ise medeniyet devriminin en güncel halini karşımıza koymaktadır. Bu alanda ülkemizin kurucusu ve başkomutanı olan Atatürk tarafından kaleme alınmış olan notlarla meydana gelmiş olan bu kitap, medeniyetin adımlarını karşımıza çıkartmaktadır.
"Vatan çocuklarını eyi vatandaş olarak yetiştirmek için klasik tahsil programları arasında yer alan yurt bilgisinin ehemmiyeti malumdur." sözü ile başlayan bu kitap Gazi M. K. Atatürk tarafından Maarif Vekaletinin yapacağı tetkikat ve müzakereler ile hayatımıza girmiştir.
Devlet şekillerinin tarih sayfalarındaki değişimleri içerisinde, ulusun en temel değerlerini ve bilimin ışığında yükselişini gösteren Cumhuriyet'in ve ona ait her türlü enstrüman ile medeniyet beşiği içinde huzurla yükselen bir halkın tanımlanmasını sağlamaktadır.
Cumhuriyetin kuruluşu, Kurtuluş Savaşı ve İnkılaplar ile şekillenmiş olan Türkiye Cumhuriyet'inin tarihi örnekleri ile onun kaleminde incelemek ve fikirleri ile çağlara meydan okuduğunu görmek için önemli bir kaynaktır.

View all my reviews

28 Aralık 2024 Cumartesi

Review: Ölümcül Kimlikler

Ölümcül Kimlikler Ölümcül Kimlikler by Amin Maalouf
My rating: 4 of 5 stars

"Kimlik bölmelere ayrılamaz, o neyarımlardan oluşur, ne üçte birlerden, nede kuşatılmış diyarlardan."
"Daha karmaşık bir kimlik talep eden herkes toplum dışına itilmiş bulur kendini."

Kimlikler üzerine senfonik bir deneyimin timsali olan Amin Maalouf Ortadoğu2daki savaşın içinden Avrupa ve Amerika'da süregelen durumlar ile ilgili çok önemli ayrıntılar ile karşımıza gelmiş vaziyette. Avrupa Birliği gibi çok farklı dilleri ve kültürleri temsil eden topluluğun geleceği var olan geçmişi inkar etmekten çok varlığın yani "yatay mirasın" değerlerini birleştirerek birlikte büyümek olduğunu görmektedir.
"Çok yönlü aidiyet" denilen bu öğenin temelini ise, farklılıkların kazanımının oluşturduğunu görmekteyiz. Günümüzde de görüldüğü gibi, bir yerdeki azınlıkların farklılaşması ve aidiyetlerin bölünmesi savaşın getirdiği ve hoşgörünün uzak kaldığı bir dünyayı bize eser olarak bırakmaktadır.
Din, dil, ırk, tarih, kültür gibi temel öğelerin ışığında bir bağlantı kurmak için bunları ayrıştırıcı değilde birleştirici ve zenginleştirici faktör olarak görmek gereklidir. En temel öğe olarak karşımıza dil çıkmaktadır.
"Kimlik Cüzdanı" olarak karşımıza çıkan bu durum, insanların eşit olduğunu değil, farklı olduğunu unutmamamız gerektiğini aklımıza getirmelidir. Dilinizin küçümsendiği, dininizle ala edildiği, kültürünüz ve farklılıklarınızın birer işaretlenme-damgalanma konusu olduğu abartılı davranışların tersine, saygının seçildiği yaşamlarda buluşan bir medeniyetin temelini inşa etmeliyiz.
Dünya var olduğundan beri birçok metin ile ortak mirasımız büyümektedir. Ancak değişen şey metinler değil iken bizim bakışımız altında olgunlaşan bir dünyadır. Tekele girmiş bir fantazi dünyasından daha çok insanlığa sahip çıkılan ve farklılıkların değer olduğu bir dünyada kimlikler öldürücü olarak karşımıza çıkmaz.

Bu kitap içinde her iki tarafından kimliklerimizi oluşturan parçalar ve sonuçlarını göstermektedir.


View all my reviews

10 Eylül 2024 Salı

Review: Efendi Uyanıyor

Efendi Uyanıyor Efendi Uyanıyor by H.G. Wells
My rating: 5 of 5 stars

(İngilizce: The Sleeper Awakes) adlı kitabı, 1899'da yayımlanan ve 1910'da tekrar düzenlenen bir bilimkurgu romanıdır. Roman, yüzyıllık bir uykuya dalan ve uyandığında çok farklı bir dünya ile karşılaşan Graham adlı bir adamın hikâyesini anlatır.
Yapısı itibariyle önemli bir distopya olan bu kitap, Victoria dönemi ve sonrası arasındaki o önemli farklılıkların tartışıldığı bir yerde bize sınıfsal çatışmaları anlatmaktadır. Kitap, yazıldığı dönem ile günümüz arasındaki kıyaslanmasında farklı bir gelecek hayal etse de mantık olarak benzerlikleri gösteren bir dünyayı karşımıza sürmektedir. Kapitalin sınıflar arasındaki adil olmayan toplanması sonrasında oluşan kopuk ve yeni nesil kölelik rejimini duygulardan arındırılmış ve "cehalet" ile sınırları çizilmiş bir hale getirmiş olmanın güvencesinde sürdürmeye çalışan toplumu karşımıza çıkartmaktadır.
Her basamak altındakinin üzerine basarak üste çıkarken, alttakiler için tek istekleri orada ve sorgusuz kalmaları yönünde ilerlemektedir. Bunu net bir kast sistemine çevirmiş olan bu durumun ilerisinde bir isyanın sesleri ve bu isyanın sonucunda aslında sistemin kendini koruyan o organları yeniden tasarlaması ile süregelmektedir.
Zamanının ötesindeki vizyonu ile her kitabında farklı bir tat aldığımız Wells, bu kitabında "Efendi Uyanıyor", George Orwell’in 1984 ve Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya gibi ünlü distopya romanlarının öncülerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.



View all my reviews

25 Ağustos 2024 Pazar

Review: Kübra

Kübra Kübra by Afşin Kum
My rating: 5 of 5 stars

Yapay zeka üzerine yazılmış önemli bir distopya kitabı ve okurken baya heyecan verici bir hikaye olarak karşımıza çıkıyor.
Bir kaç mühim soruyu karşımıza getiriyor,
1. Analitik bir zekanın, zeka sistemi içinde vicdan tanımlaması oluşur mu?
2. İnanç aktarımında mesajın kaynağı, davranışsal yönelimi nasıl etkiler?

30 Temmuz 2024 Salı

Review: Tekvin

Tekvin
My rating: 5 of 5 stars

Arif Ergin tarafından 5 yılda bitirilmiş bir roman, okuduklarım arasında Türk Roman tarihine yeni bir bakış getirdiğini düşünüyorum.

Türk Sanat Tarihi açısından önemli bir isim olan Osman Hamdi Bey'in eserleri ile başlayan bir maceranın, 24 saat içinde evrildiği yer ayrı bir durum. Her tabloda farklı bir derinlik olduğunu ve o derinliğin manalarını farklı şekilde tartışabileceğini anlatan güzel bir tarzı mevcut. Tarihin tozlu raflarında dinlerin ve medeniyetlerin beşiği olan Anadolu'nun ortaya çıkardığı semboller dünyasının bir yansımasının da resim sanatı olduğu ortada.

Kitapta adı geçen "Tekvin" isimli tablo günümüzde hala kayıp olduğu belirtilen bir tablodur. Bu tablonun derinliklerinde bir yorumlama sanatı yatmakta ve bu kitap sanat tarihinin coğrafya üzerindeki etkilerini ve bu coğrafyadaki kültürel değişimin bu etkiler üzerine neler meydana getirdiğini çok güzel gösteriyor. Özellikle mesnevi kültürü, yazılı olmayan edebiyat ürünleri meydana getiren Ortadoğu dillerinin edebi ürünleri ve modernize kavuşmuş Osmanlı sanatlarının karşılıklı etkileşimlerinin kullanıldığı çok güzel bir sembolizm anlayışına sahip.
Kitap içindeki akıcı kurgu farklı kitaplardakileri aratmayan şekilde ve okurken, filmi çekilse nasıl oluru hayal etmekle devam ettim...



Tekvin Osman Hamdi Bey, 1901

Tekvin Tablosu


Osman Hamdi Bey, Türk resim sanatının öncülerinden biri olarak kabul edilir. Özellikle tarihi ve mitolojik konulara olan düşkünlüğü, tablolarında derinlikli ve etkileyici bir atmosfer yaratmasını sağlar. "Tekvin" tablosu da bu özelliğinin en belirgin örneklerinden biridir.

Tabloda, İncil'de anlatılan Adem ile Havva'nın yaratılış hikayesi işlenir. Ancak Osman Hamdi Bey, bu dini konuyu Batılı bir yaklaşımla değil, kendi kültürel ve sanatsal birikimiyle harmanlayarak özgün bir yorum getirir. Figürlerin anatomisi, yüz ifadeleri ve kıyafetleri, sanatçının döneminin akademik anlayışını yansıtırken, aynı zamanda Doğu ve Batı kültürlerinin sentezini de gözler önüne serer.

Adem ve Havva figürleri, tablonun merkezinde yer alır. Büyük bir ağaç altında oturan çift, ilk günahın işlenmeden önceki masumiyeti temsil eder. Figürlerin birbirlerine bakışları, aralarındaki derin bağı ve yeni bir hayata başlamanın heyecanını ifade eder. Arka plandaki ağaç, hayatın kaynağı ve bilgeliğin sembolü olarak kabul edilir. Aynı zamanda, Adem ile Havva'nın yaşadığı cennet bahçesini de çağrıştırır.

Osman Hamdi Bey, "Tekvin" tablosunda ışık-gölge oyunlarını ustalıkla kullanarak derinlikli bir perspektif yaratır. Figürlerin üzerindeki ışık, onların önemini vurgularken, arka plandaki karanlık ise bilinmeyenin ve gizemin simgesi olarak karşımıza çıkar. Tablonun renk paleti, sıcak ve dingin tonlardan oluşur. Bu renkler, huzurlu ve sakin bir atmosfer yaratır.

Sonuç olarak, Osman Hamdi Bey'in "Tekvin" tablosu, Türk resim sanatının önemli bir eseri olarak kabul edilir. Sanatçı, bu tabloda dini bir konuyu evrensel bir dilde anlatarak, izleyicilere derin düşüncelere sevk eder. Aynı zamanda, Doğu ve Batı kültürlerinin sentezini başarılı bir şekilde gerçekleştiren Osman Hamdi Bey, Türk resim sanatına önemli katkılar sağlamıştır.

10 Ocak 2024 Çarşamba

Review: Yaza Yolculuk

Yaza Yolculuk Yaza Yolculuk by Tomris Uyar
My rating: 4 of 5 stars

Tombis Uyar kaleminden çıkmış, dünya üzerinde özgürce gezen ve her telden ruha dokunan bir kadının gündelik yaşamını görmek hoş bir durum. Farklı tatları ile güzel bir bakış açısı katıyor.
Yazıda da dediği gibi, yaşlı şehirlerin yaşanmışlıkları da benzerdir, yaşayanları da...

Bu seferde yazarın yaşanmışlıkları benzerlikler içindeki farklılığı gösteriyor bize. Bu süreçte bir trende yolculuk yapıyorsun, bir sokakta arkadaşını bekliyorsun, bir barda taburede cin tonik yudumluyorsun belki ama sürekli yaşayabileceğin şeyleri tadan ve gösteren birisinden dinliyorsun.
Ufak bir farkla; özgür bir edebiyat yorumu...

View all my reviews

3 Eylül 2023 Pazar

Review: Erich Fromm-Yaratmayan İnsan Yok Etmek İster;Psikoterapistler Serisi

Erich Fromm-Yaratmayan İnsan Yok Etmek İster;Psikoterapistler Serisi Erich Fromm-Yaratmayan İnsan Yok Etmek İster;Psikoterapistler Serisi by Kolektif
My rating: 5 of 5 stars

Freud tarafından ortaya konmuş fikirlere farklı bir bakış açısı olarak karşımıza çıkan bir durumun güzel anlatımı...
Erich Fromm tarafından Hümanist, varoluşçu psikanaliz geliştirilmiştir. Bunla ilgili olarak Erich Fromm tarafından bahsedilen önemli noktalar:
- Kültür bireyin şekillenmesini sağlayan önemli bir parçadır, dünya üzerindeki kriz göç savaş bireyin psikoloji ve sosyal karakterini değiştirir.
- Bireyin doğduğu yapı dinamiklerin belirlenmesini sağlar.
- Libido kişilik üzerinde çok etkili değildir. Mizaç tepkiseldir, karakter ahlaki kazanım ile yaşam içinde kazanılır.
- Libido toplum içinde şekillenir. Öncelikle aile başlar. Üretkenliği yani üretme duygusu ile meydana gelen hazzı tanımlar.
- Ulaşılabilir demokrat ve bürokratlar ülkenin ve dolayısı ile toplum ve onun parçası olan bireyin gelişimi için önemlidir.
- Hümanist ve şefkatli bir toplum oluşturmak, araç senin amaç olması gerekir.
- Vicdan kendi içine yerleştirdiği köle ağıdır, içeren gelmez, toplumsal bir baskıdır.
- Düşünmek günah işlemeye benzer insan bir kere tattı mı vazgeçemez
- Tüketici olmak ve üretici olmak insanlar için en önemli ayrımdır.
- Var olma süreci içinde tanımlamak ve sahip oldukların ile tanımlamak kişinin kimliğini belirlemesinde önemli bir yol almasını ve kendini bulmasını sağlar.
- Kimliği belirleyen unsurları seçince ve bunu kaybedince kendinden geriye ne kalır ?
- Sahip olduğunu kaybetme korkusu yüksek stres ve anksiyete için bir alt yapı ve bireyin kimlik değişimine neden olacak yapı meydana getirir.
- Kaybedince "ben neyim" sorusu ile birey kendini sorgular ve öz benliğini düşünür.
- Benlik algısını olmak deneyimine tanımlamak içsel melekler meydana getirir ve kaybetme korkusu ortaya çıkartır.
- Ekonomik sistemin temelini var oluş düşüncesi oluşturur, ihtiyaç fazlası üretim yani kapitalist yapı böyle başlamıştır. Satın alınan şeyler ile sınıf değişimi ve itibar kazanımı sağlanıyor.
- İyi eğitim gelecek planı için ön görülebilir bir durum meydana getirmekteydi. İtibar ve para kazanmak arasındaki ilişki eskiden iyi bir eğitim olarak belirlenmişti. Çağın getirdiği durum değişen bir durum ortaya çıkarmıştır.
- Gelecek bir ütopya değil distopya halini almaktadır. Bu durumu yaşamın her alanında görmeye başladık. İzlediğimiz filmler ve en çok satan kitapların yüzyıllar içindeki evrimi bunun önemli bir göstergesidir.
- Sistem değer üretmek için kaygan bir zemin içine ortaya çıkan sonuç nedeniyle, değer üretimi amacı kaybolmuştur.
- Tüketim toplumu aşk tarifini değiştirmiştir. Mutluluğun haz verici yapısını tüketime odaklayan bir hala gelmiştir.
- Kurgu dışı bakışta sadece ana odaklanmayı hedef edinmiştir.
- Kendine odaklı bir insan, ana odaklanmayı öngörmektedir. Çağın yeni dinidir.
- Haz odaklı tüketim her yönü ile seks odaklı ürünleri meydana getirmiştir.
- Mutluluk paylaşımdan artan bir duygu iken haz kişisel ve sönümlenen bir duygudur.
- İnsan yaşadığı toplumun ürünüdür.
- Hayat bir performans sahnesi değildir, özel ve özgündür.
- Ayna nöronlar, toplumsal bir yapıyı ve yapılanı seçmeyi sağlayan bir hal aldı
- Sahip olmak ile olmak aynı şey değildir.

View all my reviews

1 Haziran 2023 Perşembe

Review: Dört Anlaşma: Toltek Bilgelik Kitabı

Dört Anlaşma: Toltek Bilgelik Kitabı
My rating: 5 of 5 stars

Kitap Toltek halkının bilgeliği ve temel yaşam felsefesi üzerine derin bir anlatım içeriyor. Amerika'nın keşfinden önce kıtada yaşayan Aztek öncesi önemli üç kültür yapısından birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu uygarlık günümüzden 20 bin yıl öncesine kadar dayanır. İnşaat ustası anlamına gelen Nahuatl dilindeki Toltek sözcüğü kadim bir ırk ve yaşamın sırları üzerine günümüzde önemli paylaşımlarını barındırdığı bir kitaptır.
Meksikalı Kızıl derililer olarak yaşama bir ideolojik yaklaşım ve yaşam sanatı sunmaktadırlar. Dört Anlaşma kitabı, bu ildeolojik yapıyı günümüzde anlatan Don Miguel Ruiz tarafından güzel açıklamalar içermektedir.
Dünya dumanlı bir ortam, içinde bir rüyada yaşıyoruz. "Ben ışıktan olmuşum, ben yıldızdan olmuşum" sözleri ile bir insan kendini hissedebilir. Aynı evrenin tamamı için geçerli olan "her şe ışıktan oluştu" durumu gibi. Aslolanı arayan insan için "Gerçek biz, saf sevgi, saf ışığız." der Toltek öğretisi. "Herkes bir aynadır." düşüncesi ile, kendisini görür herkes çevresinde.
Günümüzde modern dünya bizleri bir rüya içine yiter ve bu da zihinsel fonksiyonlarımızın ehlileşmesini ve sınırlandırılmasını salar. Buna Toltek öğretisi gezegensel rüya veya toplumsal rüya denir.
Dikkat; algılamak istediğiniz şeyi ayrıt etmek için gerekli odaklanma ihtiyacıdır. Ancak insan hayatına giren inanç ve sonrasında koşulsuz inanmalar belli anlaşmalar ve baş eğmeler ile sonuçlanmaktadır. Sonuç olarak toplumsal rüya başlar ve insan ehlileştirir. İhtiyaç sistemi meydana gelir ve kendimizi, başka insanları yargıladığımız bir süreç başlar.
Toplum içinde bireyin özüne dönmesi korkutucu bir deneyim ve red edilme durumu olarak karşımızı çıkar, bundan dolayı kendimiz olmaktan korkarız. İnanç sistemi bir Yasa kitabı gibi zihnimiz içinde kalır ve herkesi-herşeyi yargılayan bir yargıç gelişir. Yasa kitabı içindeki varlığa karşı çıkan her şey solar pleksus bölgesinde yani karında bir rahatsızlık hissi meydana getirir. Devletin yasa kitabı ile toplum, bireyin inanç sisteminin geliştirdiği yasa kitabı ile de kişinin rüyaları yönetilir.
Bir hatanın bedelini kaç kez öderiz?
İnanç sistemimiz içindeki adalet arayışı bize en büyük özlem oluyor çünkü sahip olduğumuz inanç sistemi içinde adalet anlayışı mevcut değil. Zihin bir sis bulutu içinde kalmış vaziyettedir. Buna Toltek öğretisi mitote demektedir. Hindistan'da ise bu mitote maya olarak anılmaktadır.
Bu süreçte insan için en büyük korku olması gereken ölüm, aslında en büyük korku değildir. Asıl korku olan risk alma korkusudur. Kabul edilmemek, yeterince iyi olmamaktan korkar birey. Bu süreçte başkalarını da kendi mükemmellik anlayışımız içinde yargılamaya başlarız.
Hayatın içinde doyum ve hazzı aramak istiyorsanız, korku temelli dünya ile yaptığınız anlaşmaları ortadan kaldırmalısınız.

1. Anlaşma
Kullandığın sözcüleri özenle seç


Sözler bize Tanrı'dan gelen armağanlardır. Sözcükler bir insan olarak sahip olduğumuz en önemli araçtır. Bir tür büyüdür. Zihne ekilen bir tohum olarak hayatımıza girer. Sözcüklerin saf olması önemli bir niteliktir. Bu onları "günahsız" yapar. Kendini ret etmek ile günah başlar. Gerçek, ağzınızdan sözcükler ile döküldükçe arınırsınız ve özgürleşirsiniz.
Sözcükler büyüdür. Yanlış kullanım ile nesiller arasında aktarım görülür. Gerçeklik olmadığı sürece özgürleşemeyiz. "Dedikodu" kara büyünün kendisidir. Yanlış kullanılmış her söz ile cehennemde bataklığa saptanırız.
"Siz sözlerinizde saflığı ve gerçeği ifade ettiğiniz sürece, zihniniz kara büyüden gelen sözler için verimli bir ortam oluşturamaz."

2. Anlaşma
Hiçbir şeyi kişisel algılama


Etrafta gerçekleşen hiç bir şey kişisel değildir. Bireysel önemlilik veya kişisel algılamaya tutulmak bencillik durumunun en üst düzey örneğidir. Birisi tarafından dile getirilen ve size gösterilen bir yargı bile kişinin kendine ait duygu ve düşüncelerin ifadesidir. Bu düşünceleri bireysel algılamaya başladığınız andan itibaren, sizin duygusal yapınız onlar için artık çöplük haline gelir.
"Ben ne olduğumu biliyorum, kabul görmek, onaylanmak gibi bir ihtiyacım yok."
"Söylenenler sizin yaralarınıza dokunduğu için incinirsiniz."
Bireyin bakış açısı kendisi için kişiseldir. Korkusu bulunmayan insan için bir başkasının bakış açısı nedeniyle sinirlenmesi mümkün değildir. Korkusuz yaşanan bir hayatta, sevgi ile dolu duygulara yer olur ve çevredeki her şeyi sevmeye başlar birey.
"İnsanların size doğruyu söyleceklerini beklemeyin çünkü onlar kendilerine de yalan söylüyor."
Doğru seçimler yapabilmek için kendine olan güvenin önemlidir, başkalarının sözleri değil. Bu sayede kızgınlık, kıskançlık, fesat duygular silinir gider.

3. Anlaşma
Varsayımda bulunma


Varsayım teorilerimiz kişsiel algımızdır. Gerçeği duyamaya cesaret edemediğimizde veya açıklamadan korktuğumuzda hayatımıza varsayımlar girer. Soru sormak varsayımlara göre daha önemli bir çözüm yoludur. Bu varsayımlar ile çevremizle olan ilişkimizde farklı boyutlar elde ederiz; bir başkasının bizim için ne dşündüğü, hissettiği, nasıl bir yargıda bulunduğu veya sömürdüğü konusunda varsayımlar geliştiririz. Sevgiyi mazur görmek için ihtiyaçlar doğurur, haklı olmak için kendimize yalanlar söyleriz.
Kendimizi varsayımlardan kurtarmak istiyorsak, soru sormaya başlamalıyız. Açık ve net bir iletişim kanalı oluşturduğumuzda varsayımlardan arınmış oluruz. Varsayımsız bir iletşim özenli bir iletişim türüdür.

4. Anlaşma
Yapabildiğinin en iyisini yap


An, her an değişen bir durumdur ve asla "en iyi" elde edilemez. En iyi durum var olan andaki halinize göre değişir. Yaşamın her koşulunda ve her anında yapabildiğinizin en iyisini yapmak en doğrusudur. Bu da yaşamı dolu dolu ve yoğn yaşamayı sağlar. En iyisi yapılmış bir durumda Yargıç tarafından suçlu bulunma imkanınız olmaz. Sizi mutu kılar. aksiyon, hareketlilik ve dolulu yaşamak için bir adım atmış, canlı ve risk alan bir birey olmuş olursunuz.
Geçmişi özgür bıakıp "Teşekkür ederim Tanrım" diyerek yaşayabilmek şimdide olmaktır.
En iyisini yaparak "usta" oluruz.
Egzersiz yaparak bedenin iyi hissetmesini salarız.
"Düşebilirim ama güçlü ve zeki isem yine ayağa kalkabilirim."
Sevginizin ve öz saygınızın artması için dindar olmaya gerek yoktur.

Toltek Bilglerinin üçlüsü:

  1. Farkındalık: kim olduğunu bilmek
  2. Dönüşüm: ehlileşmiş bireyin özgüürleşmesi
  3. Niyet: enerjinin dönüşümünü sağlayan bir yaşam faktörü

21 Nisan 2023 Cuma

Review: Kumpanya

Kumpanya Kumpanya by Sait Faik Abasıyanık
My rating: 5 of 5 stars

Klasik bir Türk öykü doktirini belirlemek istesek, bu konuda net bir örnek teşkil edebilecek bir halk edebiyatı örneği olarak önümüze çıkacak bir kitaptır. Bu kitabın sayfaları arasında, asırların değişimi içinde bir planlama hatası örnekleminde gönlü geniş insanların masadaki sohbeti, hayalleri, bu hayaller içindeki gerçekçi varlıkları var. Tüm bunların yanında şark kurnazı insanların bifiil müracat ettiği o çıkar temelli oyunları da.

Sait Faik için ise, satırları arasında halkın içinden kopup gelmiş o güzel nükteler ve olayların ilhamı var. Oturduğu yerden bir sahili, oradan bir meyhaneyi gözlesen. Yan masada bir şeyler yerken, o içip sohbet eden, sohbet ederken ya ülkeyi yıkıp yeniden kuran ya da iş kurup zengin olana denk gelirsin. İşte o ateşli ama gerçeklikten uzaklaşmış bakış açılarının içinde bir olay örgüsüyle sohbetlerini kalemindeki güçle kitaba aktarmış. O ekibin içindeki gerçekçi bakış açısını da asla unutmamış.
Kitabın diğer örnekleri de, her öyküsü içinde farklı bir diyarda gezen o güzellik dolu bakışları içermekte.

View all my reviews

1 Şubat 2023 Çarşamba

Review: Kızıl Veba

Kızıl Veba Kızıl Veba by Jack London
My rating: 5 of 5 stars

Jack London benim için farklı bir niteliğe sahip olan klasik eserlerin yazarıdır. Bu yazısında da farklı bir tat verdi.
2012 yılında hayatın içine giren bir enfeksiyon, sonrasında yıkılıp giden medeniyet ve o medeniyetin yıkılışı evresinde insanların içindeki ilkel benliğin nasıl açığa çıktığının farklı bir hayalini hissediyor insan. Bir yerde "Walking Dead" dizisi gibi hissettiriyor anlattıkları, sarhoşlar veya vebalı insanların parçalanması şeklinde. Diğer tarafta modern salgınlar içinde nasıl bir gelecek bizi bekliyor onu anlıyoruz.
Belki de son pandemi deneyiminde bu kadar büyük bir buhran yaşamadık, anarşi hakim olmadı, devletler kontrolü kaybetmedi. Ama olası bir anarşinin sonunda yıkılacak devletler, yıkılacak olan medeniyetin habercisi gibi.
Dünyanın yok oluşu sonrasında yeni bir çağın başlangıcını da böyle hayal edebiliriz. Bizim evcil hale getirdiğimiz tüm değerlerin doğadaki seçici dönüşümde yok olup gidecek aciz canlılar olduğunu fark etmemiz gerekli. Sevdiğimiz o köpek ve kediler ilk başta bundan nasibini alacaklar arasında, tarlalarda yetişen bitkiler, elektirk ve diğer tüm teknolojik dünya da bundan nasibini alacak.
Bir distopya kitabı mı yoksa psikolojik analiz mi bunu da okuyan kişinin düşünmesi gerekli.

View all my reviews

1 Ekim 2022 Cumartesi

Review: Korku

Korku Korku by Stefan Zweig
My rating: 5 of 5 stars

Ünlü öykücünün farklı bir noktadan insan psikolojisini yakaladığı bir öykü olarak karşımızıa çıkıyor. Klasik bir arayış ve sonrasında gelişen yasak bir ilişki ve bunu fark eden bir sevgilinin kendi içindeki egoist cezasının bir insan ruhunu nasıl yıkıma götürdüğünün güzel bir anlatısı olarak gözümüzün önünde.
Hayatta elde edilecek her şeyi elde eden ruhun, yeni arayışları yıkıma doğru götürür. Ancak bu kitapta bir denklemi çok net hissediyor insan; yakalanma korkusu ve ceza korkusu arasındaki farkı.

Yakalanmak, anlık bir olayı yaşama olasılığı içinde, her an ruha işkence çektiren bir durum, sonsuz bir ızdırap haline gelen korku şeklinde ruhu kemiriyor. Bir itirafın tümk bu yıkımı durdurabileceği yerde, bir patlama ve olayın açığa çıkması da aynı sonu getirebilmektedir.
Diğer bir tarafta ise ne olduğundan bağımsız, nasıl olduğu ve sınırları belli olan bir cezanın korkusu mevcut. Sonunu bilen, sınırını bilen ruhun korkusu, yakalanma ve açığa çıkma sonrasındaki ızdırabı ile karşılaştırıldığında başlı başına bir hafiflik sebebi olarak görülmekte...

Bu kitabın satırlarında iki farklı perde gizli, ilki sonsuz veya sonlu iki korkunun ruha etkisi. İkincisi ise, kitabın ikinci karakteri olan avukatımızın insan ruhundan derinden anlamasıyla yaptığı o büyük olay. Ancak öyle bir noktada bitiyor ki hikayet, gerçek hayatın içinde en ufak bir hata ile ucu dönmez bir pişmöanlığın kollarından alacak olayları okuyorsunuz satırlarında.

View all my reviews

17 Ağustos 2022 Çarşamba

Review: Kalbinde İyilik Biriktirenin Yolu Hep Açıktır

Kalbinde İyilik Biriktirenin Yolu Hep Açıktır Kalbinde İyilik Biriktirenin Yolu Hep Açıktır by Devrim Yalkut
My rating: 5 of 5 stars

Aşkın son yüzyıllardaki karşılığı Mevlana ve Şemsin agapesi içinden yani tam dilimize çevirecek olursak "gönül dostluğu" içinden gelmektedir. Kelimelerin zaman içindeki devinimi, dilin canlı olması, yaşanan her organizma gibi zaman içindeki değişimi de bize başı şeylerin tam anlaşılması için o güne dönmemiz gerektiğini hatıurlatmaktadır.

İki dostun, birbirine sohbeti yani halveti ile şereflendirdikleri ömürleri, birbirlerine rüyalarından başlayıp, eşrafın sohbet mecsili dışında kalıp kıskançlığı içinde bir dostluğu/aşkın muhabbetini yıkışına kadar geçen sürede dünyaya bir çok iz kaldı.
Birisi mesnevi, birisi şiirleri...
O güzel satırlar arasında öğrenecek çok şeyimiz var.

View all my reviews

8 Temmuz 2022 Cuma

Review: 60 Dakikada Klasik Müzik

60 Dakikada Klasik Müzik

60 Dakikada Klasik Müzik by Ozan Tunca
My rating: 5 of 5 stars

- Sıkılmıyor musun?
- Ne buluyorsun?
Klasik müzik yapısını anlamanın farklı bir boyutu için tanımlayıcı bilgileri içeren bu kitap ve buradaki bilgilerden yola çıkarak topladığım bilgiler ile sizlere bir blog metni sunmak istiyorum.

1 Temmuz 2022 Cuma

Review: Ulu Ağaç

Yılların en uzun halini yaşayan o ağaçlardan bir tanesinin tohumunun toprağa düşmesiyle bir öykü başlıyor. Kaleme alan kişi, dünyanın kendi çevresinde dönüşünü hissetmeden güneşe göre anlatıyor hikayeyi...
Kar yağıyor, bahar geliyor, bir çubuk yeşeriyor, bir tohum büyüyor. Sonra gür bir ağaç oluyor. O ağaç ormanın tepesine kadar uzanıp dünyayı izliyor. İzlediği dünyada kadınlar ve erkeklerin ayrı ayrı niteliklerini anlıyor. İnsanların dünyasındaki yarışı, yaşamı, savaşı görüyor.
Sonra yuva oluyor. Göçmen kuşlara ve sincaplara. Gövdesi üzerinde bir dünya kuruluyor.
Bir gün savaş çıkıyor, bekleyenler dibinde ağlıyor.
Bir gün aşıklar geliyor, altında aşkını ilan ediyor.
Günlerin geçtiği bir devirde, insanlar uçan kırlangıçların varlığını, doğan güneşi unuttuğu güne gelince yani günümüz yaşamına gelince o ulu heybetli ağacı alıp oradan bir "noel" süsü yapmaya Vatikan'a götürüyorlar. İşte burada bir sincab bir güvercin ve dökülen yapraklar ile mucizeye adımı gösteriyor bize yazar.

"Doğan güneşi kaçıran insanların, yeşil tapınağıdır ağaçlar. Altında emeklilik hayatı güdülecek dünyadır. Bir akan su bulup ayağını sokup, bir gölge bulup huzur için göç edilecek yerdedi ağaç. Bir tabutun çevresinde olması gereken değil, altında gömülüğ gidip, mezar taşı olması gerekendir ağaç."

Mucizeyi gerçekleştiren o küçük sincap, doğada bir dönüşün ilk adımıdır belki.