Bu Blogda Ara

Translate

yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2026 Salı

Review: Hükümdar

Hükümdar Hükümdar by Niccolò Machiavelli
My rating: 5 of 5 stars

Metaforlar bazen anlatımın en güçlü tarafı olarak karşımıza çıkmaktadır. Machiavelli, anatominin farklı bir yönünü yani ülkelerdeki ve yönetimdeki yapılanmanın anatomisini ortaya çıkartıp teşhis koymadan önce anatomisini anlamak gerektiğini vurgulamaktadır. Bu kitabın temelinde 2 ana parçaya bölünen yönetim şekli ele alınıyor, tek bir kişinin ya da halkın temsilcilerinin yönetim algoritmaları.
Prenslik mevzusunda ise birisinin ilk defa ele geçirdiği, değişimin soğuk rüzgarlarında büyük savaşlar getirecek olan bir yönetim veya kan bağı ile gelen daha güçlü ve oturmuş bir yapı ile kendini gösteren haldedir.
Toplumun belki en büyük problemi olan "eylemsizlik" durumu yani yeniliğe karşı gelmeyi görmekteyiz bu kitapta. Dönemsel geçişlerde ortaya çıkan farklı yapılar mevcuttur. Devlet bir aygıt ise yapılanmanın içi ve dışı birbirinden farklı olarak görülmektedir. Bu süreçte bir hafıza ve kara kutu gibi yapılanma ile kendini göstermektedir.
En güzel sorulardan birisi "yozlaşma" nedir? Kibrin farklı bir yapısı olarak karşımıza çıkıyor olabilir mi? Tek yöne esen bir rüzgarın ortaya çıkardığı derin erozyon mudur?
Kitapta tarihten güzel bir örnek var, Floransa'da halkın yönetimini sürdüren yapılanmanın temelinde yer alan tarikat ve onun başında görülen ve peygamber gibi algılanan tarikat lideri ile Papa arasındaki meydana gelen zıtlık. Bu sürecin devamını tahmin etmek zor değil, ihtiyaçlar piramidinin kendisi beslenme ve barınmayı temele koyunca, Papa tarafından da gelen ambargo tehdidi de ortada olunca seçim çok zor gerçekleşmedi. Tüccarların temelini oluşturduğu yerde, düşünceler yerini ticari anlaşmalara bırakır sonuçta... Girolamo Savonarola buna güzel bir örnek oluşturmakta ve Machiavelli için temel kuralı meydana getirmektedir:
"Silahsız peygamberlerin hepsi mahvolur, silahlı olanlar ise ayakta kalır."
Reformcunun en büyük düşmanı, eylemsizliğin temeli olan eski düzenden beslenen o güçlü ve oturmuş kişilerdir. Şüpheci insanları değiştirmek için ortaya çıkan temel sonuç ise bir grup kaybeden ve kazanandır. Kaybedenlere en büyük miras ise öfkedir. Bu öfke ise, her zaman büyük bir tehdidin doğmasına neden olabilir. Reform denkleminde en büyük çatışma ve fiziğin temel kuralı böyle ortaya çıkmaktadır.
Machiavelli'nin en önemli analizlerinden biriside savaş döneminde ortada olan paralı askerlerdir. Kuşatmanın ortaya çıkarttığı zaafiyeti görünce, para ile inanç arasındaki farkı görmektedir. Buradan da güzel bir kural ortaya koymuştur, "Başkasının güçlenmesine neden olan, kendi yıkımına neden olur.".
Bir başka denklem ise, iktidarın kazanılması için hem şiddeti hem bağışlayıcılığı ortaya koymak temeldir. Bu süreçte kötü kararları başkasına verdiren "prens" sonraki süreçte cezası ile vahşeti gösterirken, bağışlayıcı ve affedici yönünü de göstermektedir. Tarihte sürekli saldırganlık ile kendini gösterirken iktidarı eline alsa da sevgiden uzak ve bağlılık görmeden meydana gelmektedir.


View all my reviews

30 Temmuz 2024 Salı

Review: Tekvin

Tekvin
My rating: 5 of 5 stars

Arif Ergin tarafından 5 yılda bitirilmiş bir roman, okuduklarım arasında Türk Roman tarihine yeni bir bakış getirdiğini düşünüyorum.

Türk Sanat Tarihi açısından önemli bir isim olan Osman Hamdi Bey'in eserleri ile başlayan bir maceranın, 24 saat içinde evrildiği yer ayrı bir durum. Her tabloda farklı bir derinlik olduğunu ve o derinliğin manalarını farklı şekilde tartışabileceğini anlatan güzel bir tarzı mevcut. Tarihin tozlu raflarında dinlerin ve medeniyetlerin beşiği olan Anadolu'nun ortaya çıkardığı semboller dünyasının bir yansımasının da resim sanatı olduğu ortada.

Kitapta adı geçen "Tekvin" isimli tablo günümüzde hala kayıp olduğu belirtilen bir tablodur. Bu tablonun derinliklerinde bir yorumlama sanatı yatmakta ve bu kitap sanat tarihinin coğrafya üzerindeki etkilerini ve bu coğrafyadaki kültürel değişimin bu etkiler üzerine neler meydana getirdiğini çok güzel gösteriyor. Özellikle mesnevi kültürü, yazılı olmayan edebiyat ürünleri meydana getiren Ortadoğu dillerinin edebi ürünleri ve modernize kavuşmuş Osmanlı sanatlarının karşılıklı etkileşimlerinin kullanıldığı çok güzel bir sembolizm anlayışına sahip.
Kitap içindeki akıcı kurgu farklı kitaplardakileri aratmayan şekilde ve okurken, filmi çekilse nasıl oluru hayal etmekle devam ettim...



Tekvin Osman Hamdi Bey, 1901

Tekvin Tablosu


Osman Hamdi Bey, Türk resim sanatının öncülerinden biri olarak kabul edilir. Özellikle tarihi ve mitolojik konulara olan düşkünlüğü, tablolarında derinlikli ve etkileyici bir atmosfer yaratmasını sağlar. "Tekvin" tablosu da bu özelliğinin en belirgin örneklerinden biridir.

Tabloda, İncil'de anlatılan Adem ile Havva'nın yaratılış hikayesi işlenir. Ancak Osman Hamdi Bey, bu dini konuyu Batılı bir yaklaşımla değil, kendi kültürel ve sanatsal birikimiyle harmanlayarak özgün bir yorum getirir. Figürlerin anatomisi, yüz ifadeleri ve kıyafetleri, sanatçının döneminin akademik anlayışını yansıtırken, aynı zamanda Doğu ve Batı kültürlerinin sentezini de gözler önüne serer.

Adem ve Havva figürleri, tablonun merkezinde yer alır. Büyük bir ağaç altında oturan çift, ilk günahın işlenmeden önceki masumiyeti temsil eder. Figürlerin birbirlerine bakışları, aralarındaki derin bağı ve yeni bir hayata başlamanın heyecanını ifade eder. Arka plandaki ağaç, hayatın kaynağı ve bilgeliğin sembolü olarak kabul edilir. Aynı zamanda, Adem ile Havva'nın yaşadığı cennet bahçesini de çağrıştırır.

Osman Hamdi Bey, "Tekvin" tablosunda ışık-gölge oyunlarını ustalıkla kullanarak derinlikli bir perspektif yaratır. Figürlerin üzerindeki ışık, onların önemini vurgularken, arka plandaki karanlık ise bilinmeyenin ve gizemin simgesi olarak karşımıza çıkar. Tablonun renk paleti, sıcak ve dingin tonlardan oluşur. Bu renkler, huzurlu ve sakin bir atmosfer yaratır.

Sonuç olarak, Osman Hamdi Bey'in "Tekvin" tablosu, Türk resim sanatının önemli bir eseri olarak kabul edilir. Sanatçı, bu tabloda dini bir konuyu evrensel bir dilde anlatarak, izleyicilere derin düşüncelere sevk eder. Aynı zamanda, Doğu ve Batı kültürlerinin sentezini başarılı bir şekilde gerçekleştiren Osman Hamdi Bey, Türk resim sanatına önemli katkılar sağlamıştır.

1 Ekim 2022 Cumartesi

Review: Korku

Korku Korku by Stefan Zweig
My rating: 5 of 5 stars

Ünlü öykücünün farklı bir noktadan insan psikolojisini yakaladığı bir öykü olarak karşımızıa çıkıyor. Klasik bir arayış ve sonrasında gelişen yasak bir ilişki ve bunu fark eden bir sevgilinin kendi içindeki egoist cezasının bir insan ruhunu nasıl yıkıma götürdüğünün güzel bir anlatısı olarak gözümüzün önünde.
Hayatta elde edilecek her şeyi elde eden ruhun, yeni arayışları yıkıma doğru götürür. Ancak bu kitapta bir denklemi çok net hissediyor insan; yakalanma korkusu ve ceza korkusu arasındaki farkı.

Yakalanmak, anlık bir olayı yaşama olasılığı içinde, her an ruha işkence çektiren bir durum, sonsuz bir ızdırap haline gelen korku şeklinde ruhu kemiriyor. Bir itirafın tümk bu yıkımı durdurabileceği yerde, bir patlama ve olayın açığa çıkması da aynı sonu getirebilmektedir.
Diğer bir tarafta ise ne olduğundan bağımsız, nasıl olduğu ve sınırları belli olan bir cezanın korkusu mevcut. Sonunu bilen, sınırını bilen ruhun korkusu, yakalanma ve açığa çıkma sonrasındaki ızdırabı ile karşılaştırıldığında başlı başına bir hafiflik sebebi olarak görülmekte...

Bu kitabın satırlarında iki farklı perde gizli, ilki sonsuz veya sonlu iki korkunun ruha etkisi. İkincisi ise, kitabın ikinci karakteri olan avukatımızın insan ruhundan derinden anlamasıyla yaptığı o büyük olay. Ancak öyle bir noktada bitiyor ki hikayet, gerçek hayatın içinde en ufak bir hata ile ucu dönmez bir pişmöanlığın kollarından alacak olayları okuyorsunuz satırlarında.

View all my reviews