Bu Blogda Ara

Translate

bir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ocak 2021 Cuma

Review: Beğeni Üzerine Bir Deneme

18. yy döneminden Ansiklopedi projesinin bir parçasıdır.
Fransız milliyetnamesi yayınlandığı döneme millete sadakat krala sadakatten önde gelmekteydi. 1755 sonrası dönemlerde meydana gelen 175-1763 7 yıl savaşında tüm dünya üzerindeki sömürge oyunlarında İngiltere ile Frasa arasında bir yarış başladı. Bir Fransız'ın İngiltere'yi övmesi aşağılayıcı bir bakış açısıydı. Öven kişiler kozmopolit yurttaş kabul edilirdi.
Bu dönemde Le'ansiklopedia içerisinde yer alan bir denemedir, "Beğeni üzerine bir deneme" isimli eser.
Beğeni nedir?
Eğitimli insanla medeni ülkenin ayrıt edici özelliğidir. Evrensel bir yargı meselesidir beğeni. Herkesin er konuda fikir beyan edebileceği, mutlak iyi, mutlak güzelin olmadığı bir durumdur. Bir şey güzel olduğu için hoşumuza gitmez, hoşumuza gittiği için güzeldir. Haz beğeninin kaynağıdır.
Decartes'e haz yanıltıcıdır, beden önemsiz ve yanıltıcıdır.
Hazzın temelinde "Ruh" vardır. Ruh fikirleri değerlendirmek, düşünen bir varlığa dönüştürerek doğal bir haz duyar. Tüm kanunlar makinelerin standartlarına göre meydana getirilir.
Sanat bize haz verecek şekilde düzenlenir. Bizimle belli bir nesne arasındaki bağ oluşturan olgudur. Haz aldığım nesne bizi bir başkasına, daha yenisine götürür.

Zeka; sağ duyu, muhakeme, uyum ve hünerdir. Doğa bakışımızdan saklanır, sanat saklananı ortaya çıkartır. Bakışımızı daha uzağa götürdükçe daha fazla zevk alırız.
Düzenden kaynaklanan hazlar vardır. Karmaşa bile kendi içinde gruplandırılarak haz verir. Bir "Savaş tablosu" içerisinde bile gruplandırmalar ile kaos görünür, bu hazzın temelidir.
Simetriden kaynaklanan hazlar vardır. Acıdan korur, işi azaltır, çeşitliliği ortadan kaldırmadığı sürece yararlıdır.
Doğa tezatlıkları sever, tezatlıklar teammül edilemez durumları tahammül edilebilir kıldığı gibi, insanın tahammülünü de bozabilir. Tek tip olmayan davranışlar haz verir.
Süreklilik mimari içerisinde de mevcuttur,Gotik tarz mimari göz için muammalar oluştururken hazzını kaybeder,Greek mimari, keyif veren tek tiptir, haz verir.
Haz duygusunun temelinde fayda varsa iyiliği, duyulan duygu nötr ise güzelliği gösterir.

Tezatlık içerisinde süreklilik simetriyi meydana getirir, karşıtlık tamin edilir hale gelince benzerliğe dönüşür. Ruh sürekli değişken duruma tahammül edemez. Doğaya karşı mücedale insanda "bakımlı bir bahçe" meydana getirir. Bu durum bir çabanın göstergesidir. Sahibi bizi düşündürür, bu durum mutluluk verir.

Sanatın içinden gelen birisi Raffaello Sanzio diğer sanatçılardan farklı bir beğeni tarzının göstergesidir, vaat etmek yerine gösterendir. Yaptığı eserlerde meydana gelen hazlar bunun göstergesidir.
Cazibe yüzde bulunur, güzellik tek türdür, çekicilik çok farklı şekilde olur. Spontan davranışlar büyüleyicidir. Kıvrak zeka etkileyii olur, hazırlıksız giyimler güzel durur. Karşıtlık birbirini ön plana çıkartır. Fikirler karşıt olunca çeşitlilik artar, daha örtük olur.
Naiflik soyluluk ile bayalık arasındadır. En derin düşüncelerdendir.
Sanat kuralları beğeni ve istisnaları belirler.

View all my reviews

21 Ekim 2017 Cumartesi

Sınırsızlık Denkleminin Sınırları

Matematik bize dünya üstünde çizdiğimiz sınırsız evrenin hareketlerini veren bilim dalıdır, Latinler ve Araplar bunlara çok güzel şekiller verdi. Rakamları üretti. Sonra işaretleri var bu sistemin, toplama, çıkarma yapabilecek hamleleri gösteren, hatta ve hatta daha ileri gidip içe giren dışa çıkan denklerden türev görmek, integral alabilmek, sayı serilerinin limitlerine bakabilmek oluyor.

Düşüncelerimden önce bir matematik aldatmacası paylaşmak istiyorum;

0=1 denkleminin gerçekliğini tartışarak başlayalım.

1. 0=0
2. 0= 1 - 1
3. 0= 1-1+1-1+1-1+1-1...
4. 0 = (1-1)+(1-1)+(1-1)+...  // şimdi bu denklemde her parantez işi sıfıra eşit ve seri sonsuza gidiyor.
5. 0 = 1+(-1+1)+(-1+1)+(-1+1)+...  // bu bir toplama işlemi ve ben sadece parantezleri kaydırdım, seri yine sonsuza gidiyor ise, sonsuza kadar olan parantez içleri sıfırdır. Onları silersek geriye ne kalacak?
6. 0=1

Probleme aslında çık farklı belki de tamamen hileli bir yerden yaklaşmış olduk. Sondaki "-1" ne oldu dediğinizi duyar gibiyim, sonraki "+1" ile birleşip sıfır oldu, sonuçta sonsuza kadar "-1" ve "+1" savaşının ne olduğunu bilmiyorum ama sıfırdan sonraki eşitlik geride sağ bir "+1" bıraktı. Eğer sonraki sonsuzluğu tartışıyor isek, bu denklem doğru, ama eğer sonsuzluk diye bir şey yok ise, orada uzakta, çok uzakta belkide dokunamayacağımız kadar uzakta bir yerde "-1" var ve bu değer denklemi denk kılıyor.

Matematik, yani insanlar arasındaki ortak lisanın gösterdiği sınırsızlık olgusu insan beyninin sınırları ile kıyaslı ve bu sınırları aşmak için aslında kendi aramızda kurguladığımız oyunun kurallarını ortaya koymamız gerekli. Yani biz kendi sınırımızı aşamıyoruz. Sınırsızlık denklemimiz ortada bir yerde tıkanıyor.
Varlığımızda güzel sonuçlar ortaya koymanın yolu da bu denklemdeki çözüm gibi kendimizi tanımaktan ibaret, insan kendini tanıyıp sınırlarını çizer ise, o sınırları çizili alandaki gücü ve yapabilecekleri ile sınırsız bir güç ve özgürlüğe sahiptir. Aynı matematiğin bu güzel özgürlük diyarı gibi.

Herkes için matematik...

9 Temmuz 2016 Cumartesi

Dönüşüm

Başlığı Franz Kafka'dan çaldım içerik bana ait ama...


Günümüz koşullarında insan bedeninde 200 farklı hücre, 300'e yakın kemik, dünya üstünde iki turluk kement oluşturacak uzunlukta kan damarı, içinden akan tahmini 5 litre kan ile mecvut iki ayaklı bir yaratık oluştu. Memeliler familyasından olan bu yaratık, bir replikte de belirtildiği gibi davranışsal olarak "virüs" özelliği göstermekte ve tüketici bir parazit halini almaktadır.

Buradaki dönüşüme ise neredeyse deniz seviyesinden vakıf olduğum tarih bilgim ile bakacağım;

Öncelikle ilk benlik kazanmış insan varlığı (Adem-Havva benim için bu mantık içinde yer alıyor, evrimsel bakış, gelişim basamaklarının getirdiği bilimsel açıklama buradan geliyor diye düşünüyorum.) çoğalma ve hayatta kalma içgüdüsü güttü. Az yiyecek döneminde çok sevişme, kontrolsüz çoğalma, dürtüler, toplanan artıklar, yırtıcı hayvanlar, silah-ateş-tekerlek-yazı-mürekkep-barut... derken günümüz dördüncü sanayi devrimine geldik.
25 yıla yakın bir zaman dilimi barındıran 3 boyutlu yazıcılar, bugün evimize giren geçmişi 20 yıl önceye dayanan sanal gerçeklik gözlükleri, telefonlarımızda gururla yarıştırdığımız ama 2. Dünya Savaşından önce kullanılan çözünürlük değerleri olan fotoğraf makinelerimiz ile üsteki yaşamak için tüketmek değişimini yaşadık.

Günümüz dünyası; plansız yaşayan, hatta yaşayan demek yerine yaşatılan yönlendirilen ve yarıştırılan biz insanlarla dolu.

Ufak bir test yaparak yazımı bitirmek istiyorum;

En son ne zaman kendiniz için bir şey yapmak amaçlı saatin kaç olduğuna baktınız?