Bu Blogda Ara

Translate

mood etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mood etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ağustos 2019 Salı

Enneagram 2: Algılama ve Duygular

Bu kısımda, insanların bir duygu içindeki yapısını ve bu yapının algılama üzerine etkisini anlatmak istiyorum.

Algılama psişik yara ile ilişkildir.

Burada bir tanım ortaya çıktı, psişik yara.  Bu tanımın temeli insanın doğduğu ilk an itibariyle dünya üzerinde aldığı girdilerin zaman içinde gelişimiyle bedenine ve zekasına etkisi olduğunu düşünebiliriz.
Daha ilk anda güven temelli bir dünya içine gelen bebek, anneye karşı olan bağlılığı, anne ve baba arasındaki ilişkisi, cinsiyetini anlaması, sosyal gelişimi, ergenliğe girerek benliğini tanıması ve cinsel olarak gelişimini tamamlamasıyla yetişkin hale varır.
Buradaki her adımda bir çok etken tarafından hedefinden saptırılıp çeşitli yaralar içinde kalır. Buna bağlı olarak dünya görüşü ortaya çıkar.

İnsan dünyayı beynindeki çatlaklar ile görür.

Şimdi ise anlık olarak mutluluğun etkisini tartışmak istiyorum. İnsanın bir bakış açısı vardır, buna yatay düzlem dersek, bir de bunun düşey hali olan duygu durumu mevcuttur. Bu da bir işi yapmadaki enerjisi üzerine etkin bir yapıdır.
Duygu durum katmanları:
  1. Coşkulu
  2. Neşeli
  3. Yapıcı
  4. Canı sıkkın
  5. Muhalif
  6. Öfke
  7. Korku
  8. Keder
  9. Tükenmişlik
Bu 9 katman içinde nötr nokta 4 numaralı alandır, canı sıkkın bireydir. Onun için yapılan her teklif, olabilir-fark etmez şeklinde ortaya atılmış bir öneriden ibarettir. Üstündeki alanda yer alan bireyler için üretim etkinliği bir mutluluk durumu iken aşağı doğru üretkenlik durmuş ortam soğumuş ve bireylerin daha çok çevreye karşı saldırgan yapıları oluşmuştur.

Teori: Dünyaya bakış açısını bul, iletişimi geçerken karşı tarafın bir üst seviyesinden onla iletişim kur.

Örnek: Korkan birisine korktuğu şeye karşı öfke duymak, bir şeye öfke duyan kişiye, öfke duyduğu şeye karşı muhalif olup ona destek olmak gibi. 

7 Kasım 2017 Salı

Çalışamama Alışkanlığımız; Tükenmişlik Sendromu

Bu sefer fırtına ardına yerinde bir ağaç bile bırakmayan mevzu var. Tükenmişlik sendromuna bakmak istiyorum biraz, sizlerle paylaşarak.

İnsan duygu durumunun yani "mood" adını verdiğimiz frenkasın çamura batmış evresinin en dibidir burası, bu bölgede verimlilik yoktur, depresif ruh hali, yaşama karşı anhedonik bakış açısı ve kendini geliştirmemekten öte çevreyi de geriletecek bir yaklaşım ile yaşanıyor.

Sayılar ile bakalım, yayınlanmış çalışmalardan bazıları bize ne tür veriler sunuyor;

1. Acil Servis Hemşireleri üzerinde yapılan araştırmada, %30'luk bir prevelansa saptanmıştır.
2. 2017 yılında yayınlanan bir çalışmada Birleşik Devletler'de görevli Beyin Cerrah'larında tükenmişlik sendomu prevelansı %21,3 olarak saptanmıştır.
3. 2014 yılında yapılan bir çalışmada ise, prevelans %10 bulunmuş ancak mühim bir not ile birlikte, görüşme yapılan bireylerde Tükenmişlik Sendromu gelişme riski %50 verilmiş.

En basit haliyle baktığımızda medyatik açıklamalarda ülkemizde sağlık çalışanlarında %23 olarak görülmektedir. Oranlar genellikle sağlık çalışanları arasında yapılan çalışmalarda kendini göstermekte, ancak harcanan paralar ve karşılığında doğan katma değeri düşünürsek, her sektör içinde büyük bir oranda tükenmişlik sendromu vardır.

Aslında basit bir tanımlama yaparsak, özellikle mesleki alanda kullanılan bir terimdir Tükenmişlik Sendromu ve yaptığınız işe karşı duygusal ve fiziki yıpranmayı, üretimdeki azlığı, isteksizliği sembolize eder. Ama tek taraflı bir bakış olabilir bu sadece iş hayatı gibi görmek, depresif duygu durum, kötü düşünceler, ki buna intihar düşüncelerinin yeri büyüktür, üretkenlikte ve hayattan zevk almada azalma olarak düşünebiliriz.

Öncelikle varlığını bilgidiğimiz bir konuyu tanımak ve boyutunu anlamak çok önemli, bunun için sadece tanımlayıcı bir metin olarak bunu paylaşmak istiyorum.