Bu Blogda Ara

Translate

insan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Nisan 2024 Çarşamba

Dünya Sana Borçlu Mu?

Garip bir sorgulamanın kıyısında varlığımızı sorguladığımız bir güne uyandım desem yeridir. Sonra da kişiselleştirilmiş dünyamız içinde sıradanlıktan kopuk o uçuk ruhumuz bize bir şey getiriyor. Varlığımızın unutulmuş karşılığının temelinin yer aldığı hayat içinde iki konu ortaya çıkıyor.

Özel miyim?

Değerli miyim?

19 Haziran 2021 Cumartesi

Hayatımızdaki Atıklar...

 Aslında bu tanım çok geniş, şu an şu metni okumaya başlayan insanlar için çevrelerine bakarak genişletebilecekleri bir durum. Bende kendi masamın üzerinden başlayıp, değişimin sınırları olan önce ben, çevrem, ülkem ve dünya şeklinde ilerleyebiliriz.

Gıda, zaman, insan üçgeninde beslenip hayatta kalmaya çalışanlara...

31 Ağustos 2019 Cumartesi

Küçük ve Büyük Arasındaki Eşitlik: Kozmik Perspektif

Tüm bunların en başında evrenin uzak bir köşesinden dünyaya bakan ve sonra ona "Pale Blue Dot" yani "Solu Mevi Nokta" diye astronatların yol açtığını düşünebiliriniz. Bugün bir arkadaşımın bana söylediği gibi "Bir şehir tasarlamak ile bir blok tasarlamak arasında sadece ölçek farkı vardır." önermesi de aynı yolda ilerliyor. 

Ölçekleri, boyutları, kapsamı değişsede fonksiyonel yapının ürünleri arasındaki ilişkinin eşitliği nedeniyle küçük ve büyük arasında bir eşitlik oluyor, yani yapısallık aynıdır.

Bir atomun çevresinde dönen elektronlar, merkezinde bulunan protonlar ve nötronlar ile güneş sistemi arasındaki benzerlik bunun en çabuk fark edilen versiyonudur. Bir de bunu kişinin kendi içi ile toplumsal yapı arasında düşünmek gerekli.

10 Temmuz 2019 Çarşamba

Bedenin Kimyası

Evrenin en makro halinden, en mikro haline bir dengeden bahsetmek istiyorum bu sefer.

Yukarıda lise sıralarında öğrendiğimiz önemli bir denklem var. A ve B bileşik/elementlerinin girip, C ve D bileşik/elementleri çıkıyor.
Tepkimenin bize anlattığı şey temelde bu ama denklem bize farklı bir taraftan bakmamız gerektiğini söylüyor. Bir de C ve D'nin bozunup, A ve B'ye dönüştüğü taraf var.

23 Nisan 2019 Salı

İnsana Taksonomik Bakış




Tahmini bakış açılarına göre 200,000 yıldır insan türleri dünya üstünde var olmaktadır. Ama bizim bildiğimiz geçmiş 6000 yıllık, endistürileşme ve toplumsallaşma durumuda 1800-2000 yıllık bir maziye dayanıyor.

Daha ilkokul sıralarındaki isen sınıfın arka duvarında asılı duran çağların gösterdiği o malum değerler.

Ardipithecus; 6 milyon yıl önce yaşayan, insan kökeni olarak atıfta bulunulan bir pirimat grubudur. Temel olarak  Afrika'da yaşayan, yürüyen ve en önemli özellik olarak alet yapıp bunu hayatta kalmak için silah olarak kullanabilen canlılar olmasıdır. Sonrasında müzelerde de görebileceğimiz, büyük dişleri bulunan, üst uzuvları ile ağaçlara tırmanan 2-4 milyon yıl önce yaşadığı var sayılan Australopitheus türleri mevcuttur.

Bunlardan sonra Homo türleri ortaya çıkmıştır. Türümüz olan Homo sapiens 2 milyon yıl öncesine ait örnekler ile müzelerde sergilenmektedir. Düşünme ve analiz yeteneğine sahip bir beyin, daha fazla alet yapabilme yeteneği ile Afrika coğrafyasını aşmıştır. 200,000 yıl önce çeşitli iklim değişiklikleri dönüminde bu yapıları sayesinde hayatta kalabilmişlerdir. Diğer Homo türlerinden olan Homo neandarthals ve Homo erectus bu dönemde büyük göçler yaşamışlar, bölgedeki varlıklarından feragatlerde bulunup zamanla yarıştaki üstünlüklerini kaybetmişlerdir. Günümüzde hayatta kalan tek tür ise Homo sapienstir.
Homo türünün tarihsel gelişimi (Kaynak: Wikipedia)
Homo erecturslar 2 milyon yıl önce göçe başlayınca Avrupa ve Afrika olmak üzere bölünme yaşamışlardır. Bunlar ateşi kullanan, topluluk oluşturabilen ilk insan türleridir. 500,000 yıl kadar dayanmışlardır.

Neandarthalsler ise genellikle batı Afrika ve Avrupa civarında var olan insan türleridir. 40,000 yıl önce ortadan kalktıkları, 12,000 yıl önceye kadar bazı hibrit türlerinin hala dünyada var olduğu düşünülmektedir.

Diğer türlerden H. habilis: ortalama 35-50 kg gelen, Avrupa bölgesinde yaşayan, normal insanlara göre küçük beyinli bir türdür. 1960 da keşfedilmişleridir. Bu tür tam olarak bir Homo olmasada bir Australpithecus olarak da kabul edilememektedir. daha çok H. ergaster hrubuna benzemektedir.
H. rudofensis türü ise Kenya bölgesinde yaşayan, 1972 de keşfedilen bir türdür.
H. guatengenis Güney Afrika üzerinde yaşayan 100 cm boylarında, 2010 da keşfedilen diğer bir türdür.
H. erectus eski dünya üzerinde yaşyan 180 cm boylarında 60 kg felen, zamanla beyin kapasitleri gelişmiş, 1890'lı yıllarda keşfedilmiş türlerdendir.
H. ergaster bir afrika tipi erectustur. 1949 da keşfedilmiştir. H. antecessor batı Avrupada keşfedilmiş 180 cm boylarında 90 kg yapıda baş kapasitesi 1100-1400 arasında değişen 1900'lerin başında keşfedilmiş diğer bir türdür.
H. Neandarthenlensis 1829 da keşfedilmiş diğer bir insan grubudur. 170 cm boylarında 55-70 kg civarında gelen bu türün baş kapasitesi 1200-1900 arasında değişmektedir.
H. floresiensis Endonezyada bulunan 100 cm boylarında 25 kg gelen, 2004 yılında keşfedilen bir türdür, Taiwan bölgesinde H. tsaichangensis, Sibirya bölgesinde Denisova hominin adı verilen muhtemel H. sapiens türü de son dönemde keşfedilen diğer türlerdendir.
Günümüzde en son keşfedilmiş diğer tür ise Filipinlerde yaşyan H. luzonensis'tir.

Homo türünün evrimleşmesi
Zamanın ortaya çıkardığı keşiflere bakacak olursak, döngü içerisinde bir çok tür gelişmiş, dünyanın var olan çevresel faktörleri içerisind, ensafalizasyon işlemini tamamlayamayıp, var olan yeteneklerini geliştirme, kendilerini koruma ve bilgilerini aktarma gibi durumlarda bulunamayıp yok olmuşlardır.

Yanda bulunan şemada basit bir şekilde Homo türlerinin birbiri içerisinde evrimleşmesi görülmektedir.

Taksonomik olarak bakarsak, insanlar yani Homo sapiensler, hayvanlar aleminin omurgalılar sınıfında memeli ailesinin primat grubunda Hapolorhini altgrubu içerisindeki Simliformes grubunda yer alan, Hominidia alesinin Homininae alt ailesinin Hominini kabilesine mensup Homo cinsinin Sapiens türüdür şeklinde bir adres belirtebiliriz.




Kaynaklar: 1. Wkipedi - Human
2. Universetoday - How Long Have Homens Been On Earth?



17 Haziran 2017 Cumartesi

Sorgulamak #3 Bilmek

Bir şarkıda da söylediği gibi;

"Cos I'm only human after all"

Bugün de kendi kendime sorgulamak istedim, bilgim nereye kadar diye, sonra durup düşünmek istedim. Böyle lisede, orta okulda çeşitli kelimeler öğrendik. Orada bir kelime vardı, aklıma geldi birden... "Ortak Miras", bu kelimeyi sorgulamak istiyorum. Anlamı nedir bilsem de ne kadar hayatımda diye soruyorum.
Tecrübe bir ortak miras ise, bu mirastan ne kadarını alıyoruz. Günümüzün küçük çaplı topyekün savaşlarına en güzel örnek miras davaları lakin bu süreçte sadece kalan ufak tefek topraklar için çatışıyoruz. Kimileri var, ellerinde bir defter ile yaşayıp ölüm döşeğinde en sevdiğine yadigar etmek istiyor. Kimileri var, yürürken attığı her adımda patlayan mayını arkasındakine söylüyor. Biz bunların ne kadarını biliyoruz.

Ortak miras diyorum ya, başlı başına tecrübenin mirası değil mi o? Edison'un DC'sinden Tesla'nın AC'sine giderken oluşan yada Pastör ile aşı kullandığımız hatta adını bilmediğimiz birilerinin yuvarladığı taşın yaptığı ara bile bunun bir parçası değil mi? Bunu ne kadar biliyoruz.

Garip istatistikler arasında ömür uzunluğu da var. 78 yıl diyor kimileri, fark etmez bir gün eksik bir kaç gün fazla olabilir. Bilmesek de bildiğimiz tek bir şey var bu süreci yaşayacağız. Başkalarının bastığı mayına basarak mı? Önümüzdekini duyup onun önüne geçecek kadar umutlu bir şekilde mi? Aynı yolda gittiğimiz kişilerin o yolda geçirdiği ömrü kendi ömrümüze katıp hayatı 150 yıla çıkartabilecek kadar bilgisi olan bizlerin "sorgulaması" bu da ...

Ne de olsa bizler sadece insanız, hata yapmak bizim de hakkımız.


19 Şubat 2017 Pazar

İnsan 4.0



Aslında burada önemli bir durum var orijinali "Sanayi 4.0" olan 4. sanayi devrimini anlatan bu deyim bence "İnsan 4.0" olarak da anılmalı.

İlk olarak endüstrideki şu 4.0 olayına bakmak gerek; günümüz akıllı dünyasındaki dokunuşlar ve teknoloji iletişimi, duygusal tepkiler verebilen cihazlar, karşınızda sizinle sizin hislerinize göre yontulan cihazlar mevcut. Bunun getirisi olarak kişiselleştirilmiş bir dünyanın en önemli parçası insanın kendisi olmaya başladı. Nesneler ile bağıntılı üretimlerdeki hata payları çok minimalize edildi.

Bunun insan üstündeki etkisi içinde geniş bir perspektife ihtiyacımız var diye düşünüyorum. Biraz daha çok insanların durumlar karşısında algı değişimlerini düşünüyorum ve genelde bu alandaki gözlemlerimi paylaşıyorum. "İnsan 4.0" diye tanımladığım bu konu, endüstrinin gelişimini yani ateşin icadı ve ya ilk aletin yapılmasından başlayıp, sanayi devriminde şaha kalkan, içinde bulunduğumuz uzay çağında artık ivmeyi yükselterek ilerleyen bir durumdan ibaret. İşte bu noktada biz insanlar sizce nasıl etkilendik?


Bu dönüşüm insan üstünde öncelikle bilgisel farklılık ortaya çıkardı. İnsanlar ilk versiyonlarında diye tabir edeceğimiz dönemde amaç hayatta kalmak diyerek yaşıyorlardı. İkinci nesil, haberleşmeyi çözdü, yazıyı buldu, alet geliştirdi. Üçüncü nesilleri bence sanayi devrimini yapanlar idi. "İnsan 4.0" ise yapay zeka, sosyal medya, IOT gibi durumlar ile yaşayan, teknolojiyi kitlesel nitelikler kadar kişiselleştirerek yöneten kısım oluşturmakta.

Biz insanlar geçen bu dönemlerde farklı bakış açıları geliştirdik. Toplumsal olarak, önceleri amaç hayatta kalmak iken, şimdi hayatını yaşamak şekline döndü. Bir arada olmak güç iken şimdi bir arada olmak etkileşmek oldu. Geçmişte çokluk fiziksel güç ifade ederken şimdi çokluk farklı bakış açıları ve bunlara bağlı ortaya çıkan gelişmiş üretim ve ürünler haline döndü.

2 Haziran 2016 Perşembe

Türkiye ve Değer Algılar 3

Ülkemizde "İnsan Hakları" ve insanların birbirine saygısı üstüne bir kaç örnek veriyor çalışma aynı zamanda:

En basit yorumu ile aslında yıllar içinde gösterilen değerin arttığı ortadadır. Ancak bunun nedenini de sorgulamak gereklidir. 2001 yılından günümüze geldikçe artan iletişim ağı, halkın bilinçlenmesi, kullanılan savunma yöntemlerinde artış ve Avrupa İnsan Hakları komisyonlarına uzanan bir çitada ilerlemenin ortaya koyduğu bir sonuçta olabilir.

Ülkemizde "Saygı" önemli bir konu haline gelmektedir. Bunun bir yönü olan çevreye karşı hoşgörü ile ilgili olarak "Komşunuz olarak kimi istemezsiniz?" şeklinde bir soruya cevaplar ise:

Yukarıdaki grafiğe bakınca cinsel ayrımcılığın hala bir korku olduğunu, ancak siyasi görüş konusunda bir hoş görü doğduğunu savunabiliriz. Zaman insnalar arasında ırk, dil, cinsel istek, memleket durumu üstünde farklılık oluşturamasa da siyasi görüşleri üstünde oluşturabilmiş.

Bu grafik aslında ülkemizin geçmişi ile bugünü arasında farklılık göstermektedir. Ülkemiz uğrunda canını feda eden dedelerimiz tarafından kuruldu. Bu kişiler evleri, komşuları, mahalleleri, vatanları için savaştılar ve birlik içinde bir zafer kazandılar. O dönemden günümüze çok büyük bir yol aldık. Bu süreç içerisinde ülkesi için yaşayan insanların sayısı gitgide arttı. Ancak şu anda bir gerçek var, yukarıdaki grafik de göstermektedir ki son dönemde bu inanç gitgide düşmektedir. Buradaki birlik ve beraberlik durumunu yıkan ve bireyselleşmeyi yanlış yorumlatan konu üstünde de düşünmek gerektiğini göz ardı etmemeliyiz.


1. yazı: http://zortuk.blogspot.com.tr/2016/05/turkiye-ve-deger-alglar-1.html
2. yazı: http://zortuk.blogspot.com/2016/05/turkiye-ve-deger-alglar-2.html

Kaynak: http://www.bahcesehir.edu.tr/icerik/1725-turkiye-degerler-atlasi-2012-yayinlandi